Yazılar

ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK
Ankara’da çocuk olmak tam olarak, bir çiçek olup çayırlıkta kaybolmak gibi. Büyük ve karmaşık bir şehir olan Ankara bana göre, yaşamın merkezidir. Bu güzel şehirde, her şey elimizin altında olarak yaşamak ve çok çeşitli imkanlar’a sahip olmak bana göre avantajdır.
Ankara’da bir çocuk olarak kendimi minicik görüyorum. Her gün uyandığımda dışarıdaki binalara bakıyorum. Eskiden orasının bir çayırlık olduğunu düşünüyorum. Uçurtmalar ve çocuklar…
Bunları düşününce içime bir hüzün çöküyor. Okula gidiyorum, araba egzozları ve araba sesleri. Orada arkadaşlarımla oynarken gri binalara, gri arabalara ve gri bulutlara bakarken içim gidiyor. Doğa güzel ama, insanlar doğayı mahvediyor.
Ama biliyorum ki; bu güzel şehir aynı zamanda Başöğretmen ve ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün yattığı yer olan Anıtkabir’i de barındırıyor. Aklıma Atatürk Orman Çiftliği geliyor, o an şehir yeşilleniyor, güneş açıyor, gülümsüyorum. Atamız bu güzel şehri çok severdi. Bir çocuk olarak ben de bu şehri çok seviyorum.
Bu şehirde yaşamak, bu karmaşık ortamda büyümek güzel bir şey. Bana göre bu şehir güzel yurdumuzun kalbi. Belki de o yüzden; nereye gidersek gidelim, biz de onu kalbimizde götürüyoruz.
Müge Gündoğan – Bilim Teknoloji Komsiyonu


ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK
Ankara ‘da çocuk olmak çok güzel bir duygudur. Hem ulaşım, eğitim, haberleşme gibi kavramlar gelişmiştir.
Çocukların elinde birçok imkan vardır. Mesela, ihtiyaçlarını gidermek için sayısız dükkan, mağaza vardır. Ayrıca, eğitim almak için kurslar vardır. Beslenme ihtiyaçlarını gidermek için restoranlar vardır. Bir yerden bir yere gitmek için araba, otobüs, metro ve uçak kullanımı yaygındır. Aileleriyle birlikte yaşayabilecekleri milyonlarca konut vardır. Gezip, tanıyabilecekleri müzeler, arkadaşlarıyla oyunlar oynayabilecekleri parklar vardır.
Dediğim gibi Ankara’da çocuk olmanın birçok güzel yanı vardır.
Berra ZÜLAL GÖRGÜLÜ



MUTLULUK
Yarının ne getireceğini bilmeden yaşarken, üzülmenin ne kadar boş olduğunu fark ederiz. Her şeyin sonlanabileceğini bilmemize rağmen farklı heyecan ve umutlar taşırız her birimiz. Belki de tek bir sorunun cevabını ararız. “Ne kadar mutluyuz ?”
Kimimiz için bir avuç şekerle göklere uçabilmektir mutluluk , kimimiz içinse yüzlerde kocaman bir tebessümdür. Benim için mutluluk elimdekilerin kıymetini bilmektir. Fakat, yine de tam olarak mutlu olamıyorum. Dünyanın birçok yerinde masum insanlar ölürken bir yanım hep eksik kalıyor. Telefonlarımızda eziyet edilen insan fotoğraflarının artık normal bir durum haline gelmesi beni çok üzüyor. İnsanlık ve mutluluğun birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini anlıyorum. Bir insanın değişmesinin bütün insanlığı değiştirebileceğini anlıyorum. Bir insanın değişmesinin bütün insanlığı değiştirebileceğine inanıyorum.
Her şeye rağmen yarına dair umutlarla yaşamaya devam ediyorum. Mutluluğun paylaşıldıkça çoğaldığı, asıl mutluluğun bir başkasının mutluluğunu düşünerek kazanıldığı bir dünyanın hayalini kuruyorum.
Berra Zülal Görgülü
Kardeşlik Ve Yardımlaşma Komisyonu


ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK
Ankara, çocukların düşünüldüğü, sevildiği ve bir o kadar da ihmal edildiği bir şehir.
Ankara’da çocuklar büyük bir önem taşıyor. Bunu anlamamın en büyük sebebi ise Türkiye’deki işleyen tek Çocuk Meclisi’nin Ankara’da olması. Böyle bir meclisimiz var ancak bu mecliste konuştuğumuz sorunlardan bazıları; çocuk ihmali ve istismarı, eğitimsizlik, çalıştırılan çocuklar gibi pek çok sorun hala devam ediyor. Çocuklar seviliyor, düşünülüyor ama düşünülmeyen, sevilmeyen çocuklar da var. Yani, Ankara’da çocuk olmak tüm çocuklar için aynı değil.
Geleceği kurtarmak, çocukları kurtarmakla başlar.
Mavera Sena Çelik-
Kardeşlik Ve Yardımlaşma Komisyonu


ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK NE DEMEK ?
Bir kere her çocuk en az bir kere Anıtkabir’e gitmiştir. Ankara’da çocuk olmak, Atatürk’le yakın olmak hissiyatı verir. Deniz kendini özletir.
Eğer bir çocuk Ankara’da yaşıyorsa, mutlaka her mahallede en az bir simitçi amcaya rastlar.
Ankara’da çocuk olmak Atakule’ye gitmektir, Elmadağ’da kayak yapmaktır.
Tarihi Beypazarı evlerini gezerken, Ankara simidi yemektir.
Arkadaşlarla Gençlik Parkına gitmek demek.
Ankara’da çocuk olmak demek, Gölbaşında piknik yapmak demektir.
Kızılay’da doyasıya gezip, Güven Park’ta güvercinlere yem atmaktır.
Ankara’da çocuk olmak demek, Altınköy’de kahvaltı yapmaktır.
Tuğçe YALÇINKAYA- Başkan Yardımcısı


SİZCE KİM ÇOCUK ?
Geçen akşam annem ve babam, çocukluk anılarını anlatıyorlardı. Onlar bahçe içinde, gecekonduda büyümüşler. Babam, çocukken yaşadığı o eve götürmüştü. Birazı yıkılmış. Ev boştu. Yüzlerce merdiven çıkmıştık. Okula gitmek için her gün o merdivenden inip çıkarlarmış. Düşünün, her gün… Annemin okuduğu okul da uzaktaymış ve o da yürüyerek gider gelirmiş. Evlerinin bahçesinde kocaman dut ağacı varmış. Evin çatısının üstüne, ağacın dalları sarkarmış. Annem ‘’ evin çatısına yatarak dut yerdim’’ diye anlatıyor. Gece yarılarına kadar sokaktan eve girmezlermiş. Oyun oynarlarmış; anlatırken bile mutlu oluyorlar.
Ben kendimi düşündüm. Okulum uzak değil. Annem beni arabayla bırakıyor. Arkadaşlarım iki sokak öteden servisle geliyorlar. Ders çıkışı her çocuğun annesi bahçede bekliyor. Sıkı sıkı elimizden tutup evlerimize gidiyoruz. Biraz bilgisayar, cep telefonu ile oyun oyna. Sonra ders zamanı. Yazın biz de apartmanımızın bahçesine çıkıp arkadaşlarımızla oyun oynuyoruz. Ama sürekli annemin sesi: ’’ Yağmur orda mısın?’’ çünkü dışarıda kötüler çokmuş. Sıkılınca gidiyoruz ama AVM’ler dolup taşıyor. Ya da birkaç kez pikniğe gidiyoruz. Büyüyoruz. Acaba çocukluğumuzu yaşıyor muyuz, bilemedim.
Şimdi düşünün arkadaşlar, anne ve babam mı çocuk olmuş? Yoksa ben mi? Ben karar veremedim. Bana yardım eder misiniz? Kim çocuk?
Yağmur HAYTA- Kültür Sanat Komisyonu


ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK
Ankara’daki bir çocuğum ben. Ankara benim evim. Başka bir ilden taşınıp Ankara’ya yerleşen ve buraları gezip gören bir çocuk daha iyi bir yazı yazar ama ben de yazayım dedim. Bu, başka bir deyişle bir öneri yazısı.
Ankara’da her yeri gezdim desem yalan olur. Ankara’nın çok azını gezebilmişim de farkında değilim. Yeni açılan Ankapark’a gittim. Ama eksikleri vardı, neyse bunları boş verelim.
Ankara çok güzel bir il. Ama keşke diğer illerdeki gibi faaliyetler Ankara’da da olsaydı. Ankara’da Anıtkabir var. Üstelik evimden fazla uzakta değil. Kendime, çok şanslı olduğumu söyledim. Ata’ya artık hiçbir türlü, uzak değilim. Atakule’ye de en kısa zamanda gitmek istiyorum.
Burada birçok başarım oldu. Mesela; Halkoyunlarında birinci olan okulumla birlikte ilk madalyamı aldım. Bu bir tesadüf mü bilmiyorum ama bunlar Çocuk Meclisi’ne girdikten sonra başladı.
Çocuk Meclisi’ne girdikten sonra yeni yeni şeylere öğrendim. Ama başka bir ilde olsaydım bunların hiçbiri olmayacaktı.
Teşekkür ederim Ankara!
Mert Can CİVİL- Çocuk Hakları Komisyonu


BİR GURURDUR ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK
Ankara’da olmaktan, hele de Ankara’da çocuk olmaktan gurur duyuyorum.
Türkiye’nin farklı şehirlerine gitmiş olsam da, en güzel, en görkemli şehirdir benim için Ankara. Atakulesi, en güzeli de bütün ihtişamıyla bana gülümseyen Anıtkabir, yazın yemyeşil, kışın gelinliğini giymiş bir genç kız gibi, büyüleyici tacını takmış. Atama en yakın olduğum yer. İnsanların dünyanın her yerinden gelip gördüğü o şaheser yapıya bu kadar yakın olmak, her istediğimde görebilmek bile, Ankara’da çocuk olmanın gururudur.
Sosyal faaliyetleri, parkları, müzeleri ile dünyanın en güzel şehri. Her sokağı tarih kokan, o havayı soluyarak büyümekten birçok medeniyete başkentlik yapmış Başkentimin çocuğu olmaktan minnet duyuyorum.
Ankara’lı olmak hele Ankara’da çocuk olmak bir ayrıcalıktır
Sahra Nur KUSAN- Spor Komisyonu


ANKARA’DA ÇOCUK OLMAK
Ankara’da çocuk olduğum için çok şanslıyım ve mutluyum.
Ankara donanımlı oyun parklarıyla biz çocukların dışarıda eğlenceli zaman geçirmemizi sağlıyor. Engelsiz oyun parkı ve engelli arkadaşlarımızın parkta rahat oynamasını sağlıyor. Keçiören ve Sincanda bulunan evcil hayvan parklarında ise evcil hayvanlarla eğlenceli vakit geçirebiliyoruz.
Ankara’da çocuk olmak, Kuğulu parkta kuğuların peşinden koşmak, onlara yem vermek, gençlik parkında atlı karınca ve çarpışan otolara binmek, Ahlatlıbel’de çimlerin üzerine yayılmak, piknik yapmak, uçurtma uçurmak, bisiklete binmektir. Çansera parkındaki Pony çifliğinde ponyleri izlemek ve binicilik yapmaktır. Bilime tarihe ve hayvan türlerine meraklı çocukların, Tabiat Tarihi Müzesi’nde Türkiye’deki hayvan ve bitki türlerini, fosil, mineral, kayaç ve maden örneklerini görerek ufkunun açılmasıdır. Harikalar Diyarı’nda model gemi yüzdürmek, model uçak sürmek, Masal Adasındaki masal kahramanlarıyla tanışmak ve eğlenceli zaman geçirmektir.
Ankara’da çocuk olmak, bütün bu imkanlardan ve sayamadığım nice imkanlardan faydalanarak çocukluğuna doyasıya yaşamaktır.
Can DEĞİRMENCİ- Çocuk Hakları Komisyonu

İNSANLAR YENİ YILA MUTLU GİRERLER. ÇÜNKÜ GENELLİKLE ŞÖYLE DÜŞÜNÜLÜR: “YENİ YILA NASIL GİRERSEM HEP ÖYLE DEVAM EDER”. DİYE. ASLINDA HER İNSAN FARKLI BİR DUYGUYLA GİRER YENİ YILA. AMA BİRŞEY HEP AYNIDIR: UMUT, UMUT. ÇÜNKÜ, BAŞARILI OLUP HAYATA DEVAM ETMEK İSTER ÇOĞU İNSAN VE BUNUN İÇİN UMUTLANIRLAR. BAŞKA ŞEYLER İSTSELER DE HEP UMUT VARDIR.

BENİM YENİ YILDA TEK İSTEĞİM TEOG SINAVINDA İYİ BİR BAŞARI ELDE ETMEK. YANİ YENİ SINAVDAN BAŞARILI OLMAK. BEN DE UMUTLA GİRİYORM YANİ YENİ YILA. UMARIM YENİ YILDA HERKESİ UMUT ETTİĞİ HERŞEY GERÇEKLEŞİR.

MUTLU YILLAR.

EFTELYA ÇAKMAK
Spor Komisyonu


YEPYENİ BİR YIL BAŞLIYOR. YENİ BAŞLANGIÇLAR İÇİN GÜZEL BİR FIRSAT.

HER İNSANIN YENİ YILDAN BİR BEKLENTİSİ VARDIR. BENİM DE BEKLENTİLERİM VAR: OKULUMDA BAŞARILI OLMAK, HASTA OLAN BÜYÜKLERİMİZN İYİLEŞMESİ GİBİ. AMA HERŞEYDEN ÇOK İSTEDİĞİM, SAVAŞLARIN BİTMESİ, ÇOCUKLAIRN ÖLMEMESİ. MUTLU VE SAĞLIKLI YAŞAMAK.

DİLERİM Kİ BU YENİ YIL HERKESE YENİ UMUTLAR VE YENİ BAŞLANGIÇLAR GETİRSİN

CAN DEĞİRMENCİ
Çocuk Hakları Komısyonu 


YENİ YILIN YALNIZ BANA DEĞİL, TÜM DÜNYAYA HUZUR, SAĞLIK VE BAŞARI GETİRMESİNİ İSTİYORUM

ŞİMDİYE KADAR YAPILAN SAVAŞLAR, ÖLÜMLER SON BULSUN, İNSANLAR DAHA İNSANCIL OLSUN VE BİRBİRLERİNİ SEVİSNLER İSTİYORUM

KENDİM İÇİN ÖNCE SAĞLIK, HUZUR VE SONRA DA BAŞARI İSTİYORUM. GEÇEN SENE YAPTIĞIM HATALARA BİR DAHA DÜŞMEYEYİM, BU YILIMI DAHA VERİMLİ GEÇİREYİM İSTİYORUM

YENİ YIL HERKES İÇİN İYİ BİR FİRSAT OLSUN VE HERKES YAPTIĞI YANLIŞLARI BİR DAHA YAPMASIN; FARKINA VARSIN. HERKES DÜNYA BARIŞI İÇİN ÇABA SARFETMELİ, KIRGINLIKLAR, KÜSLÜKLER SON BULMALI. HERKES DÜŞÜNCESİNDE SERBEST OLMALI, KİMSE İNANCINDNA DOLAYI, RENGİNDEN DOLAYI KÜÇÜK GÖRÜLMEMELİ.

UMUYORUM Kİ, YENİ YIL DAHA GÜZEL, DAHA ENERJİK OLACAK. HERKESİN UMDUĞU GİBİ BİR YENİ YIL GEÇİRMESİNİ DİLİYORUM

MUTLU YILLAR

BELİNAY İNCE
Çevre Sağlık Komisyonu 


KOCA ÇINAR
KARDEŞLERİM BİR ÇINAR AĞACI VAR, BU ÇINAR AĞACI 94 YILLIK BİR ÇINAR BU AĞACIN ADI TÜRKİYE CUMHURİYETİ. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN MİLYONLARCA YAPRAĞI VAR. BUNLARIN ARASINDA SEN DE VARSIN. ÇANAKKALE’DE, DUMLUPINAR’DA, GAZİ İZMİR’DE, ÇALDIRAN’DA O AĞAÇ HEP FİLİZLENMEYE DEVAM EDİYOR. BU FİLİZLER BÜYÜYOR VATANI İÇİN DÖKÜLSE DE BU KOCA ÇINAR DAHA DA GÜÇLENİYOR.
O YAPRAKLAR, O CANLAR ÜÇ DAKİKA SONRA ÖLECEKLERİNİ BİLDİKLERİ HALDE SAVAŞTILAR. ÇIPLAK AYAKLA YÜZLERCE KİLOMETRE YÜRÜDÜLER. SEVDİKLERİNİ BIRAKIP CEPHEYE GİTTİLER. 15 YAŞINDAYKEN İLK KEZ SİLAH GÖRDÜLER. CEPHEDE VATANLARI, BAYRAKLARI İÇİN SVAŞTILAR.
29 EKİM; ANKARA’DA SIRMA SAÇLI, BONCUK GÖZLÜ BİR KOMUTAN ÇIKTI MEYDANA; “CUMHURİYET KURULDU.” HERKES SEVİNDİ BİR ANDA. SEKİZ YILDA DİKİLDİ BU ÇINAR.
EY KARDEŞİM! MİLYONLARCA KİŞİ SANA GÜVENİYOR. SENDEN BEKLENEN; BAYRAĞINI, VATANININ HER KARIŞINI, İSTİKLALİNİ KORUMAK.
UNUTMA Kİ BİZ BİR OLDUK MU, KARANLIĞI BOĞARIZ. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KARŞISINA DÜŞMAN ÇIKAMAZ. UNUTMA! BU VATAN İÇİN YÜZBİNLERCE YAPRAK SARARDI. YA DA DÖKÜLDÜ.
EY TÜRKİYE CUMHURİYETİ ! BU AĞACA, BALTALI, KARANLIK KİMSELER GİREMEYECEK. YAKLAŞIRSA EĞER 1915’TEKİ GİBİ SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNECEKLER, 1923’TEKİ GİBİ KISKANÇLIKTAN ÇATIR ÇATIR ÇATLAYACAKLAR, 15 TEMMUZ’DAKİ GİBİ SUS PUS OLUP KALACAKLAR.
UNUTMA! TÜRKİYE CUMHURİYETİ KOLAY KURULMADI. KOCA ÇINAR’IN KESİLMESİNE İZİN VERME. KORU CUMHURİYETİ’Nİ, KORU AL, BEYAZ BAYRAĞI’NI…

Mehmet Emin Eğilmez
Çocuk Hakları Komisyonu üyesi


EĞİTİM HAKKI
GÜNÜMÜZDE ÇOĞU ÇOCUK, ÇEŞİTLİ NEDENLER DOLAYISIYLA EĞİTİM HAKKINDAN YOKSUN BIRAKILIYOR. ÇOCUKLAR OKULA GİTMEK YERİNE AĞIR İŞLER YAPIYOR. ÇOĞU ÇOCUĞUN EĞİTİM HAKKI ELİNDEN ALINIYOR. İŞİN EN ACI YÖNÜ İSE BUNU AİLELER YAPIYOR.
SOKAKLARA BAKTIĞIMIZDA BOYA SANDIĞI TAŞIYAN ÇOCUKLAR GÖRMÜŞÜZDÜR. ÜSTÜ BAŞI BOYA İÇİNDE, GÖZLERİNDE ÇALIŞMANIN VERDİĞİ YORGUNLUK. ÇOK GEÇMEDEN ÖNÜNDEN BİR KAÇ ÖĞRENCİ GEÇER. BOYACI ÇOCUK İSE ONLARA GIPTA İLE BAKAR. EN SONUNDA ÇOCUKLAR GİDER VE BOYACI ÇOCUK İŞİNE DÖNER.
ÇOCUKLARIN ÇOĞUNUN EĞİTİM HAKKI ELİNDEN ALINIYOR. AMA EN ÇOK DA KIZ ÇOCUKLARI MAĞDUR OLUYOR. KIZ OLDUKLARI İÇİN EĞİTİM HAKLARI ELLERİNDEN ALINIYOR. ÜLKEMİZDE KIZLARIN EĞİTİM HAKKININ OLMADIĞI DÜŞÜNENLER VAR HALA.
ÇOCUKLAR, YARININ BÜYÜKLERİ OLDUĞUNDAN ONLARIN DOĞRU ŞEKİLDE EĞİTİLMESİ İÇİN UĞRAŞILMALI VE BÖYLECE AYDINLIK YARINLARA KAVUŞULMALIDIR.

BELİNAY İNCE
Çevre Sağlık Komisyon Üyesi

BUGÜN 23 NİSAN
1920 ‘de TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ açılmıştı bugün.
Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir bugün; Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır.
Meydan, sanki bayramı bilircesine çocuklarla dolmuştu. Ata’m tebessüm etmişti. Kimi çocuk gülerek elindeki bayrağı sallıyor; kimi çocuk ise Ata’ya bakmış gülümsüyordu. Atatürk öne gelmiş, “Meclisimizin açılış günü, Çocukların Bayram Günü’dür.” demişti
Bu günü, sadece Türk çocuklarına değil tüm dünya çocuklarına da armağan etmişti Ata’mız.
23 Nisan, savaşlarla dolu bu dünyada bir barış günüdür;
23 nisan, bataklıkta açan çiçektir;
İstiklal marşımızı gururla okumaktır;
Diğer milletlere fark yaratmaktır,
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” demektir.

Ve bir şey çok çık ortadadır ki : Çocuk Bayramı olan tek ülke biziz ve Ata’mızın bizlere bu armağanını sonsuza dek yaşatmak hepimizin görevidir;
Bu güzel bayramı burada kutlamak büyük bir gurur.
Bayramımız kutlu olsun
ABDULLAH İNSAN Çocuk Hakları Komisyonu

 

HER 19 MAYIS

ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI, HEP SEVİNÇ VE ÇOŞKUYLA GELİYOR. OKULLARDA ÇALIŞMALAR, HAZIRLIKLAR YAPILIYOR; HERYERDE BAYRAKLAR DALGALANIYOR. KISACA HERKES ATATÜRK’ÜN KURTULUŞ SAVAŞI’NI BAŞLATIRKEN YAŞADIĞI O DUYGULARI HİSSEDER GİBİ, HAZIRLIK İÇİNDE HERKES.

BEN DE YURDUMUN BİR BİREYİ OLARAK, BU ÖNEMLİ BAYRAMIMIZI KUTLAMAK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM. UMARIM GENÇLİK BAYRAMI HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOŞKULU BİR ŞEKİLDE GELİR VE BÜTÜN İYİ DUYGULAR TÜM TÜRKİYE’YE YAYILIR.

EKİM NEHİR ÖZKAYA
Kültür Sanat Komısyonu


BAHARDA AÇAN PAPATYALARDIR GENÇLER

YIL 1919. KURTULUŞ MÜCADELESİ BAŞLIYORDU. ATATÜRK BANDIRMA VAPURU’YLA SAMSUN’A GELİYORDU. NE BÜYÜK GÜNDÜ. BU DEVLET BELKİ DE O GÜN SAYESİNDE HALA AYAKTA.

BİZ ÇOK ŞANSLIYIZ; ÇÜNKÜ ÜLKEMİZ İÇİN ANLAMLI OLAN GÜNLER BİZ ÇOCUKLARA VE GENÇLERE ARMAĞAN EDİLMİŞ. BAKMAYIN “ÇOCUK” DEDİĞİME HEPİMİZ BÜYÜDÜK !. HEPİMİZ “GENCİZ” DİYORUZ GÖĞSÜMÜZ KABARARAK. GENÇLERİN GÜNÜDÜR 19 MAYIS. SAMSUN’A GÜNEŞİN DOĞDUĞU GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIDIR.. GERÇEK BİR BAYRAMDIR.

BİZLER GERÇEKTEN ATA’MIZA ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ. BİR MİLLETİ, GELECEĞİMİZİ KURTARDI. BEN BÖYLE GÜNLERİN DEĞERİNİ HEP İÇİMDE HİSSEDİYORUM. SANKİ BÖYLE GÜNLERDE HERKES DAHA UMUTLA BAKIYOR; YAPILAN TÖRENLERDE HERKES GÖZLERİMİZİN İÇİNE SEVGİYLE, NEŞEYLE BAKIYOR GİBİ…  TÜM GENÇLİK DAHA BİR HEYECANLI. TÜM GENÇLİK AYNI ANDA, AYNI HEYECANI YAŞIYOR HER 19 MAYIS’TA.

GENÇLER, ÜLKEMİN BAHAR GELİNCE AÇAN PAPATYALARIDIR. ONLAR KADAR GÜZELDİRLER. BU GÜZEL GENÇLİK TÜRK’ÜM DERKEN NE MUTLUDUR, NE GURURLUDUR.  

HATİCE ODABAŞIOĞLU
Çocuk Hakları Komisyonu Başkan Yrd


BUGÜNÜN ANLAMI

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı, egemenliğimizin ilan edildiği o tarihi günün 97. Yıldönümünde; bizlerin birer birey olduğumuzu hatırlatan, bizleri önemseyen, “çocuk sevgisi insanlık sevgisi için bir ihtiyaçtır” sözünün en güzel sembolü olmuş bu büyük günde, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi bir kez daha minnetle, saygıyla anıyoruz.
“Küçük hanımlar küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, bir yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizlersiniz. Kendinizin ne kadar mühim olduğunuzu bilerek ona göre çalışınız. “Sizlerden çok şey bekliyoruz” diyen Ata’mızın bizlere verdiği önemin, “Bütün Ümidim Gençliktedir” derken duyduğu güvenin, “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek olan sizlersiniz” diyerek bıraktığı emanetin büyüklüğünün farkındayız ve yaşamımızı, Ata’mızın açtığı yolda, gösterdiği hedefe doğru ilerleyerek, durmadan sürdüreceğiz.
Bugünün anlamını, Çocuk Meclisi üyeleri olarak bizler daha da derinden hissediyoruz. Çocuk haklarının güçlü temsilcisi olan Meclisimizin 23 Nisan’da açılmış olması bu anlamı vurgulamak bakımından da çok gurur vericidir. Bize duyulan güvenin bir başka sembolü olan Meclisimizin üyeleri olarak, Türk gençliği olarak hepimiz, Cumhuriyetimizi “ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğimize” söz veriyoruz. Hepimizin ortak amacı, ulusumuzu çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkarmak, daha da ötesine geçmektir. Bu hedefte, “muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda” olduğunu bilerek daha da çok çalışmalıyız. Ne mutlu “Türk’üm diyene” !

Ayşe Dila KARAKAYA
Çocuk Meclisi 22. Dönem Başkanı


ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 NİSAN DA BÜTÜN MİLLİ BAYRAMLARIMIZ GİBİ, ÖNDERİMİZ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK SAYESİNDE KUTLANMAYA BAŞLAMIŞTIR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BU BAYRAMI ÇOCUKLAR İÇİN HEDİYE ETMİŞTİR. ZATEN İSMİ DE “ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI” DIR. VE TÜM DÜNYA ÇOCUKLARININ DA BAYRAMI’DIR.
97 YIL ÖNCE 23 NİSAN 1920’DE İLK MECLİS AÇILDI. BU ÖZEL VE ÖNEMLİ GÜNÜ ATATÜRK, ÇOCUKLARI ÇOK SEVDİĞİ İÇİN TÜM DÜNYA ÇOCUKLARINA DA ARMAĞAN ETTİ. YANİ BU GÜNÜ ATATÜRK, TÜRK DEVLETİ’NE ÖZELLİKLE DE ÇOCUKLARA BÜYÜK BİR MİRAS OLARAK BIRAKMIŞTIR. ONLAR, EGEMENLİK İÇİN, BAĞIMSIZLIK İÇİN NE BÜYÜK SAVAŞLAR, GALİBİYETLER, YENİLGİLER, MÜCADELELER YAŞADILAR. AMA YILMADAN, USANMADAN YOLLARINA DEVAM ETTİLER.
BUGÜNE DEK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ O ZORLUKLARDAN GEÇEREK ADIM ADIM İLERLEMİŞ VE BUGÜNLERE GELİNMİŞTİR. .
ÖNCE ÇOCUKLARIN SONRA DA TÜRK DEVLETİ’NİN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN.


NEVASU AFŞAR
Basın Yayın Komisyonu


“GELECEĞİN ANAHTARI” GÜNÜ

23 NİSAN, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILDIĞI GÜN. YOKSA ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI MI DEMELİYİM. NE BÜYÜK BİRŞEY, MECLİSİN AÇILDIĞI O GÜNÜN ÇOCUKLARA AİT OLMASI.
“KÜÇÜK HANIMLAR, KÜÇÜK BEYLER! SİZLER HEPİNİZ GELECEĞİN BİR GÜLÜ, YILDIZI, BİR MUTLULUK PARILTISISINIZ. MEMLEKETİ ASIL AYDINLIĞA BOĞACAK SİZSİNİZ. KENDİNİZİN NE KADAR MÜHİM VE KIYMETLİ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNEREK, ONA GÖRE ÇALIŞINIZ” SÖZLERİYLE ÇOCUKLARIN DEĞERLİ OLDUĞU ANLATAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, 23 NİSAN’I ÇOCUKLARA ARMAĞAN EDEREK ONA OLAN SEVGİMİZİ KAT BE KAT ARTTIRMIŞTIR. 23 NİSAN SAYESİNDE ÇOCUKLARIN YÜZÜ HEP GÜLÜYOR. BEN BİR ÇOCUĞUN 23 NİSAN’DA GÖSTERİ YAPACAĞI İÇİN YAŞADIĞI HEYECANI GÖRMEKTEN O KADAR ZEVK ALIYORUM Kİ … NE KADAR BÜYÜSEM DE HİÇ UNUTMAM 23 NİSAN ANILARIMI; HELE DE İLK 23 NİSAN’IMI …ÇOCUKLAR GERÇEKTEN MUTLU OLMAYI HAK EDİYORLAR. BUGÜNÜN ÇOCUKLARI YARININ ÖĞRETMENLERİ, DOKTORLARI, POLİSLERİ, UMUTLARIDIR. ÇOCUKLAR DEĞERLİ VARLIKLARDIR. ÇOCUKLAR O MİNİCİK YÜREKLERİNDE EN GÜZEL DUYGULARI BESLERLER. SEVGİ , KARDEŞLİK, UMUT GİBİ….
ATAMIZ BİZE BU BAYRAMI ARMAĞAN EDERKEN NE KADAR GÜZEL BİR ŞEY YAPTIĞININ FARKINDA DEĞİLDİ BELKİ DE …
AMA O BİZE, SADECE ÇOCUKLARA AİT BİR GÜN VERDİ.
KİMSENİN ELİMİZDEN ALAMAYACAĞI BİR GÜN; TEŞEKKÜRLER ATAM. İYİ Kİ VARDIN. BELKİ ŞU AN HAYATTA DEĞİLSİN AMA SEN ÇOCUKLARIN MİNİCİK KALPLERİNDE YER ALIYORSUN. SEN TÜRKİYENİN SOL YANISIN ATAM; 23 NİSAN’I BİZE HEDİYE ETTİĞİN İÇİN SANA TEŞEKKÜR EDERİZ. SAĞOL ATAM…

HATİCE ODABAŞIOĞLU
Çocuk Hakları Komisyonu


23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 NİSAN, ATA’MIZIN BİZE ARMAĞAN ETTİĞİ, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’Nİ AÇTIĞI GÜNDÜR. BİZ ONU, ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI OLARAK TANIRIZ.
23 NİSAN GÜNÜ OKULLARDA, RESMİ KURUMLARDA, ÇOCUK VE DEVLETLE İLGİLİ HER YERDE ÇEŞİTLİ PROGRAMLAR DÜZENLENİR; KUTLAMALAR YAPILIR. ÇOCUKLAR 23 NİSAN’DA AYRI BİR SEVİLİR. AYRI KARŞILANIR VE AYRI BİR İLGİYLE KARŞILANIR.
ATATÜRK, SAVAŞIN ÇETİN GÜNLERİNDE DÜŞÜNÜP TAŞINMIŞ VE MECLİSİ ANKARA’DA AÇMIŞTIR. SAVAŞ VE ÜLKE İLE İLGİLİ KARARLARI MİLLETVEKİLLERİYLE GÖRÜŞÜP TOPLANTILAR YAPAR ÖYLE KARAR VERİRMİŞ ATATÜRK. İŞTE TAM BU MECLİSİ AÇARKEN “BUGÜN ÇOCUKLARIN DA GÜNÜ OLSUN” DEMİŞ.
ÇOCUKLAR HER YERDEDİRLER. AMA SESLERİNİ ÇOK DA ÇIKARAMAZLAR.
İŞTE BU BAYRAM BİZE VERİLEN DEĞERİN BİR GÖSTERGESİDİR ASLINDA VE ÇOCUKLARA HERKES ATA’M GİBİ ÖNEM VERMELİDİR.
ÇOCUK DEMEK MASUMLUK DEMEK, SEVGİ DEMEK, VİCDAN DEMEK, GELECEK DEMEKTİR.
23 NİSAN BUNUN EN GÜZEL SEMBOLÜDÜR. BÜTÜN DÜNYADA KUTLANIR.
BÜTÜN ÇOCUKLARIN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN.

ABDULLAH İNSAN
Çocuk Hakları Komisyonu


23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ULUSAL BAYRAMLARIMIZIN EN ÖNEMLİLERİNDEN BİRİDİR. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TARAFINDAN BİZ ÇOCUKLARA ARMAĞAN EDİLMİŞTİR. ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLK MECLİSİN AÇILDIĞI 23 NİSAN 1920 GÜNÜ’NÜ ULUSUMUZA VE AYNI ZAMANDA ÇOCUK BAYRAMI OLARAK BİZLERE ARMAĞAN ETMİŞTİR;  BU YÖNÜYLE DE DÜNYA ÇAPINDA EŞSİZ LİDERLİĞİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERMİŞTİR.

CUMHURİYETİMİZİN EN ÖNEMLİ KURULUŞ FELFESİ OLAN “EGEMENLİK KAYITSIZ, ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” İLKESİ, ÜLKEMİZİ İLGİLENDİREN HER TÜRLÜ KARARIN SADECE TÜRK ULUSUNA AİT OLDUĞUNU, BAŞKACA HİÇ BİR ÜLKENİN BU KARARLARA HÜKÜMDARLIK HAKKI OLMAYACAĞINI; EGEMENLİK HAKLARIMIZDAN KISMEN VEYA TAMAMEN VAZGEÇME ANLAMINA GELEN HER TÜRLÜ ANLAYIŞA KESİNLİKLE İZİN VERİLMEYECEĞİNİ İFADE EDER.

ÜLKEMİZİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ, ANAYASAMIZIN DEĞİŞTİRİLEMEZ İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE BAĞIMSIZ BİR ÜLKE OLARAK TEK AMACIMIZ, AKIL VE BİLİMİN ÖNDERLİĞİNDE ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNDE ULAŞMAK VE ONU DA AŞMAKTIR.

TÜRK ULUSU, BÜTÜN SORUNLARINA ÇÖZÜM BULACAK VE UYGULAYACAK GÜÇ VE YETENEKTEDİR. HER KUŞAK KENDİSİNDEN SONRAKİ KUŞAKLARA DAHA İYİ BİR TÜRKİYE BIRAKMAK SORUMLULUĞUNDADIR. BU DA, ÜLKEMİZİN GELECEĞİ, “YARINLARIMIZ” DENEN ÇOCUKLARA OLAN EN TEMEL GÖREVDİR..

TÜM ULUSUMUZUN VE TÜM ÇOCUKLARIN BAYRAMI KUTLUYOR, BU GÜNLERİ BİZE ARMAĞAN EDEN BÜYÜK ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü BİR KEZ DAHA SAYGIYLA ANIYORUZ.

BERKE EMRE ÇAKIR
Kardeşlik Yardımlaşma komisyonu 


ALiCAN DA BiR ÇOCUK; ONUN DA HAKLARI VAR

SİZCE ÇOCUKLARIN HAKLARI AİLELER TARAFINDAN HİÇE SAYILABİLİR Mİ ? TABİ Kİ HAYIR !.
ÇOCUKLARIN EĞİTİM GİBİ VAZGEÇİLMEZ HAKLARI VARDIR.
AMA ALİCAN BU HAKLARINI KULLANAMIYOR; AİLESİ TARAFINDAN ŞİDDET GÖRÜYOR ! ACABA ALİCAN İLERLEYEN ZAMANLARDA HAKLARINA KAVUŞABİLECEK Mİ ?
ALİCAN AİLESİNDEN HER ŞİDDET GÖRDÜĞÜNDE ODASINA KAPANIYORDU. ÇÜNKÜ ÇOK KORKUYORDU. BİR GÜN OKULDA ÖĞRETMENİ ALİCAN’IN OMZUNA DOKUNDUĞUNDA KORKMUŞ, “ODANA” DİYEREK BAĞIRMIŞTI. ÖĞRETMENİ, ŞÜPHE DUYUP ALİCAN’IN KOLUNU AÇTIĞINDA GÖRDÜĞÜ İZLERİN ÇARPMA YA DA DÜŞMEDEN DOLAYI OLMADIĞINI, FİZİKSEL ŞİDDET GÖRDÜĞÜNÜ ANLADI HEMEN.
VE ANNE BABASININ OKULA GELMELERİNİ İSTEDİ. KONUŞTU ONLARLA; ÇOCUKLAR BU YAŞTA AİLEDEN ŞİDDET GÖRÜRSE ŞİDDETE EĞİMLİ OLUR; SİZ DE ÇOCUĞUNUZA ŞİDDET UYGULUYOR MUSUNUZ DİYE SORDU. ALİCAN’IN BABASI UTANARAK “EVET ÖĞRETMEN HANIM ÇOK ÖZÜR DİLERİZ” DEDİ. ÖĞRETMENİN CEVABI İSE ŞU OLDU “BENDEN DEĞİL OĞLUNUZDAN ÖZÜR DİLEYECEKSİNİZ. KOLLARI MOSMOR” DEDİ. O AKŞAM ALİCAN EVE GELDİĞİNDE ANNESİ “YAVRUM AÇ MISIN” DİYE SORDU. ALİCAN ŞAŞIRDI. ÇÜNKÜ HER AKŞAM KENDİ KENDİNE YEMEĞİNİ YAPARDI.

İÇİNDEN “ÖĞRETMENİM O MORLUKLARI ANNEMLE BABAMIN YAPTIĞINI ANLADI VE BU YÜZDEN AİLEMLE KONUŞTU. ARTIK ODAMA KAPANMAKTAN KURTULDUM” DİYE DÜŞÜNDÜ; MUTLU BİR ŞEKİLDE “ANNE BEN ÇORBA YEMEK İSTİYORUM” DİYEREK ODASINA DÖNDÜ;
BUNDAN SONRA DAHA MUTLUYDU ARTIK ALİCAN, ÇÜNKÜ O DA BİR ÇOCUK OLARAK DAHA ÇOK SEVGİ GÖRECEKTİ.
SİZ DE AİLENİZDEN ŞİDDET GÖRÜYORSANIZ ÖĞRETMENİNİZE YA DA BİR BÜYÜĞÜNÜZE ANLATABİLİRSİNİZ.

BERRA DOĞANOĞLU ÇOCUK HAKLARI KOMISYONU


YENi YILDA….

TERÖRÜN ÜLKEMDE VE BAŞKA ÜLKELERDE OLMADIĞI BİR YIL İSTİYORUM.

BOMBALARIN PATLAMADIĞI, ÇOCUKLARIN KİMSESİZ VE AÇ KALMADIĞI BİR YIL DİLİYORUM…

HER ÇOCUĞUN EŞİT ŞARTLARDA BÜYÜMESİNİ İSTİYORUM.


KARDELEN ZELAL ERGEN
ÇOCUK HAKLARI KOMISYONU


YENi YILDAN BEKLENTiLERiM

ÜLKEMİZİN TERÖR VE FELAKETLERE KARŞI GÜÇLÜ OLMASINI,
TÜM İNSANLIĞIN BARIŞ İÇİNDE YAŞAMASINI
DERSLERİMİZİN VE İŞLERİMİZİN BAŞARIYLA GEÇMESİNİ
MECLİSTE YAPTIĞIMIZ TÜM ÇALIŞMALARIN BİRLİK BERABERLİK VE DAYANIŞMA İÇİNDE OLMASINI;
YENİ YILIMIZIN MUTLU VE HUZURLU OLMASINI DİLİYORUM

PELİN SU ÇELEBİ
KÜLTÜR SANAT KOMISYONU


MERHABA 2017

BENİM SENDEN ÇOK BEKLENTİM VAR BİLİYOR MUSUN?
SAVAŞLARIN SON BULDUĞU, TERÖRÜN KIYISINDAN BİLE GEÇMEDİĞİMİZ, ÇOCUKLARIN ANALARIN, BABALARIN TABUTLARINA SARILIP AĞLAMADIĞI,
DÜNYA ÜZERİNDEKİ BÜTÜN ÇOCUKLARIN SEVİNÇ GÖZYAŞLARI DÖKTÜĞÜ,
TEKNOLOJİ ESİRİ OLMADIĞIMIZ, NEFES ALMANIN KIYMETİNİ BİLDİĞİMİZ,
BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİNDE YAŞAYACAĞIMIZ,
TÜM KÖTÜLÜKLERDEN UZAK, YANİ HAYIRLI BİR YIL OLSUN.
2016 HEPİMİZ İÇİN KÖTÜ BİR YILDI.
KOCA KOCA ADAMLAR KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARI AĞLATTILAR
SEN GELEREK BİZİ UMUTLANDIRDIN;
YANİ DEMEM O Kİ
SEN BİZE HOŞ GEL 2017…

TUANA ILGIN ÇAKIR
KÜLTÜR SANAT KOMISYONU


DEGiSEN EVLER MIYDI?

Ev…Dört duvar, bir çatı, iki de pencereden mi ibaretti bu yapı? Yoksa asıl mesele o evin içinde yașananlar mıydı?

Eskiden evimizde yașayabildiğimiz neleri șimdi yașayamıyoruz?
Ben yardımcı olayım; mesala muhabbetler yok artık. Çünkü evler büyüdü, evler büyüdükçe de insanlar uzaklaștı birbirlerinden. Veya eski komșuluklar kalmadı artık. Çünkü daha yan komșusunu bile tanımayanlar var ya da üst komșusuyla “balkonuma su döktün” diye kavga edenler.
Zamanla evleri üst üste koymaya bașladılar. İki kat, dört kat derken bir baktık yirmi katlı evler olmuș. Evler uzadıkça insanlar da uzaklaștılar birbirlerinden sonra. Eskiden așağı mahalle derdik; șimdi mahalledeki evleri üst üste koyup adını da apartman koydular.
Geçmiște herșey daha mı güzeldi acaba? Sobada pișen kestane, evlerin önünde yapılan maçlar… Evlerin değiștiği kadar insanlar da mı değişti acaba? Eski evler… Belki de hiç eskimemiștir sadece insanlar değișince onlar bize eski gibi geliyordur. ..

Evimiz… Yuvamız…
İnsanın yuvası doğduğu yer ya da doyduğu yer midir?
Yoksa bir miktar mutluluk ilacı içtiği yer mi?

Hatice ODABAȘIOĞLU
Çocuk Hakları Komisyonu

ÇOCUK HAKLARI

Dünya Çocuklarına verilen genel haklardandır. Çocuklar tarih boyunca çeşitli sorunlarla boğuşmuş ama asla hakları olmamıştır. Birleşmiş Milletler tarafından toplanılarak imzalanan çocuk hakları antlaşması doğrultusunda bugün, 194 kadar dünya ülkesi bu anlaşmayı kabul etmiş durumdadır.
Çocukların haklarının en temel olanları, yaşamak, sağlık, eğitim, barınma ve sevgidir. Eğitim hakkı da, çocukların gelişimi için oldukça önemlidir.
Yaşadığımız 21. Yüzyılda halen çocukların temel hakları yerine getirilmediğini görüyoruz. Her çocuğun cinsiyet, din, ırk, millet ayırt etmeksizin hakların özgürce ulaşabilmeleri gerekirken, hala bir çok ülkede pek çok haktan yoksun kalarak yaşamalarına devam ediyor. Çocuk haklarının koruyucusu olmak, herkesin görevidir. İşin acı tarafı, bu hakların aileleri tarafından da bilinmemesi, saygı duyulmamasıdır. Devletin görevlerinden birisi de bu hakları takip edilerek rapor edilmesidir.
Çocuklara sahip çıkılmalıdır. Eğer bu yeterliği kendimizde görmüyorsak onları dünyaya getirmemeliyiz.
Bilinçli anne- babaların en büyük sorumluluğu çocukları olmaldıır. Bakamayacak halde isek, eğer dünyaya gelen çocuk sefillik çekecekse, onu zor günler bekleyecekse daha iyi düşünüp karar verilmelidir.
Çocuklara daima sahip çıkarak onların korunmaları sağlanmalıdır. Devletlerin imzaladığı antlaşma doğrultusunda ihtiyaçlarınının gidermeleri gerektiği; çocukların haklarının Anayasa tarafından da korunduğu asla unutmamalıdır

CANSU DEMİR
EĞİTİM KOMİSYONU

 

Hızla geçen bu bir yılı arkadaşlarımla, mutlulukla gülerek üzülerek geçirdik. Ama her güzel başlangıcın bir sonu var. Burada hiç tanımadığımız kardeşlerimiz için kararlar aldık onların sesi olmaya çalıştık. Bazen sinirlendik ama sert olmadan, kırıcı olmadan ve gerektiğinde özür dilemeyi de bilerek çalıştık. Ben, Çocuk Meclisi’nde büyüdüm diyebilirim. Dört yıldır bu mecliste olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bize bu Meclisi armağan eden Sn. Melih GÖKÇEK’e teşekkür ederim”


Semih Can BAL
Başkan Yardımcısı
 


Merhaba arkadaşlarım, Siz değerli öğretmenlerim
Ve çocuk meclisinde emeği geçenler .
Bu yıl ilk okuluma, ilk öğretmenime ve sevgili arkadaşlarıma veda yılım. Okulumuzda çeşitli veda etkinlikleri ile birçok şeye son dedim. Ancak; biliyorum ki bu vedalar yalnız, geçmiş günler için geçerli.
Bu yıl benim mecliste bu ilk yılım. Bu yıl burada birçok etkinlikte ilk defa yer aldım. İlk defa seçime katıldım. İlk defa oy kullandım. İlk defa seçilme keyfi yaşadım. Çocuk meclisinde ilk defa işini çok ciddiye alan yönetici öğretmenler ile tanıştım. İlk defa büyükler gibi ülke meselelerini dert eden önerge sahibi arkadaşlarımla fikir paylaştım.
Ben ilk defa bir bakan ile aynı masada, ilimin valisi ile aynı odada çocuk meselelerini konuştum. Hiç unutamam ilk defa trafik denetçisi olarak Kızılay trafiğinde trafik kontrolü yaptım.
Buradaki anılarımı eğlence ile hatırlıyorum. Son günümü de eğlenerek geçirmek istiyorum. Bana bu imkânları sağlayan önce Allah’ sonra siz öğretmenlerime, emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Yaşasın benim ilk çocuk meclisim.


BURAK FATİH ÖZEN
BASIN YAYIN KOMİSYONU
 


Ben Çocuk Meclisi’ne katılmadan önce kendimi ifade etmekte zorlanıyordum. Ama artık zorlanmıyorum. Kendimi yetişkin biri gibi hissediyorum. Kendi kararlarımı kendim vermenin sorumluluğunu taşıyabiliyorum. Bu benim için çok önemli bir şey. Çocuk Meclisi’ne gelmeden önce çok utangaç, kendime güveni olmayan bir çocuktum ama şimdi çok farklı bir çocuk oldum. Katıldığım etkinliklerde ve gezilerde çok şey öğrendim. Çocuk Meclisi’ni çok seviyorum.

AHMET ATAKAN AKBULUT
BASIN YAYIN KOMISYONU


Çocuk Meclisi’ne katılmamla beraber bilgisayarın başında saatlerce vakit geçirmekten de kurtuldum. Düşünmeyi, karar vermeyi öğrendim. Çocuk Meclisini çok sevdim çünkü çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutuyor. Meclisteki öğretmenlerime ve Sayın Melih GÖKÇEK’E teşekkür ediyorum.

SERAP HİLAL PEKER
KÜLTÜR SANAT KOMISYONU


Çocuk Meclisi bana çok şey kazandırdı. Çocuk Meclisi’ne gelmeye başladığım günden itibaren haklarımı daha iyi öğrendim. Ve okulumda çok başarılı oldum. Ben Çocuk Meclisi’nden çok memnunum. Herkese teşekkürler ediyorum.

GÜLNEVA YÜCE
ÇEVRE SAĞLIK KOMISYONU


Çocuk Meclisi’ne Beş senedir katılıyorum. Hiç yaşamadığım duyguları burada tattım. Öğretmenlerim ve arkadaşlarımla, hiç gitmediğim yerlere gittim. Bu süre zarfında kendimi çok geliştirdim. Trafik polisliği, fidan dikimi, TRT müzesi gibi faaliyetlerle, birçok deneyim yaşadım. Aklıma gelmeyecek şeyleri Çocuk Meclisi’yle başardım. Bize bu imkanları tanıyan sayın Melih GÖKÇEK’E çok teşekkür ediyorum.


ALPEREN GÜNEŞ
SPOR KOMISYONU


Çocuk Meclisi çok keyifli ve güzel bir mekân, faaliyetleri de çok keyifli ve bilgilendirici.
Katıldığım için çok mutluyum. Çocuk Meclisi iyi ki var.

ŞEVVAL ALTAY
ÇEVRE SAĞLIK KOMISYONU




Çocuk Meclisi’ne katıldığım için çok mutluyum. Çünkü kendime olan özgüvenim arttı. Çocukların sorunlarını dile getirebildik. Çocuk Meclisi’nde gezilere katılarak, görmediğimiz yerleri gördük. İyi ki Çocuk Meclisi’ne katılmışım.


RÜVEYDA ACAR
ÇOCUK HAKLARI KOMISYONU



Çok mutlu bir dönem geçirdim. Bu dönem için Saygıdeğer öğretmenlerime teşekkür ediyorum. Başkanlık Divanı’nı, bizi bir dönem boyunca güzel bir şekilde yönetebildiği için tebrik ediyorum. Ve bu güzel günlerin, sonraki dönemlerde de sürmesini diliyorum.

YUSUF BERK YILMAZ


ÇOCUK MECLİSİ’Nİ ENİŞTEMİN EVİNDEN GELİRKEN PANKART OLARAK DEMİR TELLERE ASILI OLDUĞUNU GÖRDÜM. ZATEN BÖYLE ŞEYLERE MERAKLIYDIM. ARAŞTIRDIM. VE ÇOCUK MECLİSİ’NE ULAŞTIM. ANNE BABAMA DANIŞTIM. KARARA BAĞLADIK. KARARIM; ÇOCUK MECLİSİ’NE EVET’Tİ.
ÇOCUK MECLİSİ’NE İLK GELDİĞİMDE ÇOK HEYECANLIYDIM. VE MUTLUYDUM. İLK KEZ MECLİS BİNASINA GELMİŞTİM. HEM SEÇİP HEM DE SEÇİLECEKTİM. DAHA SONRA ASİL ÜYE OLARAK SEÇİLDİM. ÇOK MUTLU OLDUM. ŞİMDİ SIRA BAŞKANLIK DİVANI’NA GİRMEK İÇİN YARIŞMAKTI. AMA MAALESEF OLMADI. KAZANAMADIM. OLSUN, EN AZINDAN KOMİSYON TOPLANTILARINDA BİR GÖREVE KATILIRIM DİYE DÜŞÜNDÜM. KOMİSYONUN BAŞKAN YARDIMCISI VE EN ETKİLİ ÜYELERİNDEN BİRİ OLDUM. EN SON KOMİSYON TOPLANTISI DA ÇOK GÜZELDİ.
ÇOCUK MECLİSİ TAM BİR DEMOKRASİ OKULU.
BÜTÜN ÇOCUKLARIN BURAYA GELİP ANKARA’DA ALINAN KARARLARDA SÖZ SAHİBİ OLMA HAKKI VAR. ÇÜNKÜ ONLAR BAŞKENTİN ÇOCUKLARI.
HEM BURASI SIKICI, BUNALTICI, TAMAMEN BÜROKRASİ HAVASI OLAN BİR YER DEĞİL, BURASI EĞLENCELİ, BİLGİLENDİRİCİ BİR MECLİS VE MECLİSİN TÜM ÇALIŞMALARI YALNIZCA TOPLANTILARLA DEĞİL, ETKİNLİKLERLE DE GEÇİYOR. TRAFİK DENETİMLERİ, MÜZE GEZİLERİ, MAKAM ZİYARETLERİ, ANMA VE KUTLAMA PROGRAMLARI İLE BURASI TÜRKİYE’DEKİ İLK KENDİNE AİT BİNASI OLAN VE EN ETKİLİ ÇOCUK MECLİSİDİR.
BURAYI AÇTIĞI İÇİN SAYIN BELEDİYE BAŞKANIMIZ İ. MELİH GÖKÇEK’E TEŞEKKÜR EDERİM. AYRICA BANA YARDIMCI OLAN KOMİSYON ARKADAŞLARIMA, ÇOCUK HAKLARI KOMİSYON REHBERİ ve İDARECİLERİMİZDEN SAYIN DAMLA ANTER TİKRİTİ’YE, BİZİ KOMİSYONUNA MİSAFİR EDEN MERAL ELMAS’ ÖĞRETMENİME VE BÜTÜN ÇOCUK MECLİSİ’NE, BİRLİKTE OLDUĞUMUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM. ALLAHA EMANET OLUN.

EYÜP MİTHAT AÇIKGÖZ
BASIN YAYIN KOMISYONU BAŞKAN YARDIMCISI


Çocuk Meclisi sayesinde kendimi daha özgürce ifade edebiliyorum.
Çocuk Meclisi’nde yaptığımız gezilerin, hem okuldaki arkadaşlarıma hem kendime çok faydasını gördüm. Tüm Ankara çocuklarının bu Meclise katılmasını dilerim. Üyesi olduğum Çocuk Hakları komisyonu bana çevremdeki olayları daha iyi anlamama, bilinçli olamama yardımcı oluyor.

MURAT BERKE KAYGISIZ
ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU


DEMOKRASİ OKULU MECLİSİMİZ

Bu sene Ankara Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi’ne katıldığımda, çok mutlu oldum. Burada yaşacağım şeyleri düşündükçe çok heyecanlanıyordum. Ben spor komisyonunda görev alacaktım. Çalışmalarımıza başladığımızda önerge yazmayı öğrenmiştim. Aynı Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi çalışıyor, Ankara’da yaşayan çocukların yaşadıkları sorunlara çözümler üretmeye uğraşıyorduk. Genel kurullara katılmak, bu kurullarda önergelerimizi okumak, oylamak; onaylanan önergemizle ilgili yapılacak çalışmaları belirlemek hepimizi çok geliştirdi.
Okulumda Çocuk Meclisi üyesi olduğum için ilgi görüyordum.
Okul müdürümüz bizi çağırıp yaptığımız çalışmalar hakkında bilgi almak istemiş ve okulumuzdan dört arkadaşımızın mecliste bulunmasından çok memnun olduğunu söylemişti. Okul arkadaşlarımız da yaşadıkları sorunları ve isteklerini bize anlatıyorlardı. Bu talepleri mecliste ifade etmek ve sorunların çözümünde aktif rol almak kendime olan güvenimi çok arttırdı.
Çocuk Meclis’inde birçok çalışmaya ve seminerlere katıldık. Farklı konular hakkında bilgi sahibi oldum ve bakış açım çok değişti.
Çocuk Meclisi’nin hazırladığı 1995’ten 2015 ‘e Çocuk Hakları Konulu Çalıştay, trafik polisleri ile birlikte denetim yapmak, deprem simülasyonuna katılmak beni çok etkiledi.
Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek ‘e başkentimizin çocuklarına ve bana sağladığı imkanlar için çok teşekkür ederim.
Son olarak Çocuk Meclisinin hepimiz için bir demokrasi okulu olduğunu da söylemek isterim.

SUAT SIRRI SAVAN
SPOR KOMİSYONU


Merhaba, ben Kültür Sanat Komisyonu üyesi Azra KARAKAYA
2014-2015 YILI Çocuk Meclisi çalışmalarında yer aldım. Bu benim için güzel bir tecrübe ve aynı zamanda hem eğlence hem de eğitim oldu. Kendimizi ifade edebilmek, çocuklar ve şehrimiz için önerilerde ve isteklerde bulunabilmek, bizleri hem heyecanlandırdı, hem de söz sahibi olmaktan dolayı gururlandırdı. Sayın Belediye başkanımız Melih GÖKÇEK’in biz Ankara çocuklarına hediye etmiş olduğu bu mecliste bulunmak beni çok mutlu etti. Kendisine teşekkür ederim. Yapmış olduğumuz geziler, ziyarette bulunduğumuz büyüklerimiz, aldığımız seminerler bizi eğlendirdi ve bilgilendirdi. Bizlerle bu süreç içinde ilgilenen Fatma ÖKSÜZOĞLU, Komisyon Öğretmenim Selvihan TORAMAN ve diğer bütün öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.

**********************

İlk olarak Çocuk Meclisi’ni annem tarafından öğrendim. Annem de okul müdürümüzden öğrenmiş ve beni çocuk meclisine kayıt ettirdi. Çocuk Meclisine geldiğim için çok mutluyum. Çünkü çocuk meclisine geldiğimden beri gezmediğim yerleri gezdim; yeni arkadaşlar edindim. Birbirinden farklı etkinlikler yaptık.
İyi ki de annem beni çocuk meclisine kaydettirmiş.
Bu yüzden de çok mutluyum.


MUHAMMED BURAK SEVİMLİ
BARIŞ VE KARDEŞLİK


2014-2015 öğretim yılı başladığında çocuk kulübünde çocuk meclisi üyelik formu aldığımda hissettiklerim şunlardı.
– Çocuk meclisini çocuk kulüpleriyle aynı şekilde olduğunu düşündüm.
– Çok sıkıcı olacağını düşündüm.
– Zamanımın boşa gideceğini sanıyordum.
– Var olan arkadaşlarımın dışında bir hayat düşünmüyordum.
– Okuluma ve kendime hiçbir fayda sağlamayacağını düşündüm.
– Bana imkânlar sağlanmayacağını düşündüm
– Benim fikirlerime, duygu ve düşüncelerimin dikkate alınmayacağını düşündüm.
Bu duygularla evimize geldiğimde konuyu ailemle değerlendirdim. Babam çok iyi olacağını söyledi ve katılmam gerektiğini anlattı. Formu doldurduk ve kulübe verdik. Mesaj geldiğinde oy kullanmaya gittik. Ortamı görünce şaşkındım. Oyumuzu kullandık yeni birçok insan gördüm. Sonra seçildiğim bilgisi gelince şaşkınlığım devam etti.
Başladığımda şaşkınlığım devam ederken hayretlerle toplantılara başladık. Önceki düşüncelerimin tamamen yanlış olduğunu gördüğüm gibi babamın haklı olduğunu da anlamış oldum.
Öncelikle başta okulumda olmak üzere toplumda saygınlığım arttı. Okulda okul temsilciliği görevine getirildim. Okul meclisi başkanı, sonrasında ise okul başkanı oldum. Her şey hayal gibiydi ama gerçekti. Süperdi.
– Belediye Meclisine gittik ve aldığımız kararları meclise sunduk. Kabul edildi. Sayın Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek bize çok değer verdi.
– Unesco’ya misafir olduk.
– Ankara Üniversitesi Çocuk Üniversitesinde böcek okulunda eğitim aldık.
– Trafik eğitimi aldık ve şehir içi uygulamalara katıldık.
– Ankara Valisi Sayın Mehmet Kılıçlar’ı makamında ziyaret ettik.
– Müze gezileri gerçekleştirdik.
Daha niceleri.
Anlatacaklarım o kadar çok ki;
Çok mutluyum ve kendimde güvenim var.
İyi ki katılmışım.
Katkısı olan herkese sonsuz teşekkürler.

Atabey Ahmet EKER
20. dönem Çocuk Meclisi üyesi
Basın yayın komisyonu üyesi


Ben Fatma Nur Damla ŞENTÜRK, 20.Dönem Çocuk Meclisi Başkanlık Divanı’na seçildim.
Seçildiğim süreçte birçok yerler gördüm. Ve Ankara’yı yakından tanıdım.
Her konuyu görerek öğrendim. Genel kurullarda arkadaşlarımın, Ankara’nın daha iyi olması için düşüncelerini duydu; hak verdim.
Komisyonları ziyaretlerimde, kendilerini çok iyi ifade ettiklerini gördüm. Ve her çocuğun kendine ait görüşleri olduğunu anladım. Çocuk Meclisinde değişik oyunlar oynayarak boş zamanlarımı nasıl geçireceğimi öğrendim. Birçok yeni arkadaş ile tanışmış oldum.
Seçim çalışmaları bana özgüven kazandırdı. Ve şu an Çocuk Meclisi sayesinde çok mutluyum.

FATMA NUR DAMLA ŞENTÜRK


23 NİSAN

23 NİSAN 1920’de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı gündür.

Bu gün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak benimsenmiştir. Yıllardır da böyle kutlanmaktadır. 23 Nisan’a bir çocuk bayramı gözüyle bakmak yeterli değildir. Üzerinde durulması gereken nokta Ulusal Egemenlik Kavramı ve Bu bayramın neden çocuklara armağan edildiğidir.

Bugünün küçükleri yarının büyükleri olacaktır. Ve ülkenin yönetimini ileride ellerine alacaklardır. Ülke sorunlarına şimdiden sahip çıkmalarından daha doğal bir durum olamaz. Çocuklarımıza bunun bilincini vermek gerekir. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerinde bunu vurgulamakla çocuklarımızı ileriye dönük yetiştirmekle geleceğimizi güven altına almış oluruz.

AYTEN YAZICI


23 NİSAN

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil ede Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği tarihtir.

Atatürk 23 Nisan 1924’te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten BEŞ yıl sonra 23 Nisan 1929’ da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir. Ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlamıştır. 1979’da yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu milli bayramımıza, her yıl ortalama kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülkelerden gelen çocuklar katılmaktadır. Dünya’da bütün dünya çocukları ile bu bayramı beraber paylaşan tek ülke Türkiye’dir.

BEYZANUR YAZICI

 

SU HAYATTIR

Merhaba Ben Su.

Tanımadınız mı? Hani geçen gün musluğu açık bırakıp gitmiştiniz. İşte oradan saatlerce belki de günlerce akan benim, Su! Tükenmez dediğiniz su, ben tükeniyorum. Bunun tek sebebi sizlersiniz. Siz insanlar, küresel ısınmaya sebep olan sizsiniz; ayrıca beni çok dikkatsiz ve tutumsuz kullandınız. Tükenmez dediğiniz ben tükeniyorum. Hiçbir şey yapamıyorum. Şimdi sizden yardım istiyorum. Beni yok olmanın eşiğine getiren sizlersiniz ve bana sadece siz yardım edebilirsiniz. Bu sizin iyiliğiniz için. Çünkü ben yok olursam sizler de yavaş yavaş öleceksiniz. İşte bu yüzden yardım edin bana.

Serhat NAZ
17.Dönem Spor Komisyonu
 


UZAK ORMAN ÖYKÜ

Bir zamanlar güzel bir köyde mutlu bir aile yaşarmış. Anne ve babalarının çok sevdiği çocuklarının adları Ahsen, Ahmet ve Alperen’miş. Aile çok mutluymuş ama ailenin bir düşmanı varmış. O düşman komşu çiftliğin sahibi kötü kalpli Kont Olaf’mış. Kont Olaf çok hırslı ve ailenin topraklarında gözü olan biriymiş. Bir gün bu mutlu ailenin yaşadığı çiftlikte çok büyük bir yangın çıkmış. Ne yazık ki yangında anne ve babaları ölmüş, çocuklar da yalnız kalmışlar. Kötü kalpli Kont Olaf bu durumu çocukları yok etmek ve ailenin tüm arazilerinin kendisinin olması için fırsat bilmiş. Kont Olaf, çocuklara tam kötülük yapacakken, çocukların uzak ormanda yaşayan Poc Amcaları gelmiş. Poc Amca çocuklara:
– “Yavrularım anne ve babanız öldü, burada yalnız yaşayamazsınız. Benimle gelmenizi istiyorum” demiş.
Çocuklar amcalarının sözünü dinlemişler. Ertesi gün hep birlikte Poc Amcanın yaşadığı uzak ormana doğru yola çıkmışlar. Uzun bir yolculuktan sonra amcalarının güzel çiftliğinin bulunduğu uzak ormana gelmişler. Çocuklar burayı ve amcalarının oğulları olan Salih Can ve Enes’i çok sevmişler. Poc Amca ve kuzenleri o kadar iyilermiş ki çocuklar buradaki hayatlarına çabucak alışmışlar. Ancak etraflarındaki tehlikeden habersizlermiş. Kont Olaf, onları takip ederek çiftliğin yakınlarına kadar gelmiş. Kötü Kont çocukların çiftlikten biraz uzaklaştıkları bir gün onları yakalamış ve arabasına hapsetmiş. Kont Olaf çocukları yok etmeyi düşünüyormuş. Ancak Salih Can ve Enes, herşeyi görmüşler hemen çiftliğe koşup babalarına haber vermişler. Poc Amca hemen polise haber vermiş. Polisler tüm yolları tutmuşlar ve kötü kalpli Kontu hemen yakalamışlar. Kont bütün yaptıklarını itiraf etmiş. Hatta yangını da kendisinin çıkardığını söylemiş. Bu itiraflar üzerine hemen hapse gönderilmiş. Çocuklar o günden sonra uzak ormanda amcaları ve kuzenleriyle, kötülüklerden uzak huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşamışlar.

Alperen YILMAZ
17.Dönem Yardımlaşma Komisyonu
 


DEPREMZEDELERLE SÖYLEŞİ

17.Dönem Kültür Sanat Komisyonu Üyesi Zeynep Yücedağ’ın depremzede çocukların duygularını daha yakından anlamamız ve onların sesini duyurmak amacıyla, kendi okulunda eğitimini sürdürmekte olan Van’dan gelen arkadaşı Eda ATEŞ’le gerçekleştirdiği söyleşiyi sizlerle paylaşıyor, tüm depremzede kardeşlerimize sevgilerimizi yolluyoruz. Ben Çocuk Meclisi 17.Dönem üyelerinden Zeynep Yücedağ. Okulumda yapmış olduğum bu özel röportajı Çocuk Meclisi adına sizlerle paylaşmak istedim.  Özel bir kişi özel bir an.

Şimdi paylaşma zamanı:
Bize deprem anını anlatır mısın?
Eda ATEŞ: “Depremde annem, babam ve kardeşlerimden ayrıydım. Anneannem ve teyzemle kalıyordum. Aile büyüklerimiz yanımızda değildi. Ben ve kuzenlerim evdeydik sadece. İnternetten ödevimi araştırıyorduk. O sırada deprem başlamış. Ben kuzenimin masayı salladığı zannetmiştim. Kuzenim de benim salladığımı. Duvarlar çatlamaya başlayınca deprem olduğunu anlamıştık ancak. Büyük kuzenim cep telefonunu almaya giderken, benle küçük kuzenim, beşiğin altında kendimizi korumaya çalıştık. Sonra olduğumuz yerden çıkıp kapıya doğru koştuk, korkudan anahtarı kapının içinde unutarak dışarıya çıkmışız. O anda yanımızda olmayan büyüklerimiz yanımıza koştu. Teyzemlerin dayısına gittik orada kalacaktık. Küçük artçılar(depremler) olmaya başladı. Ben ailemi çok özlediğim için babam beni almaya geldi. Bir gün arabada kaldık, sonra kendimize çadır kurup yedi gün orda kaldık ancak bayram günleri geldiği için evde kalmaya başladık hemen sonrasında. Ailecek bir odada kalıyorduk. Bayramın dördüncü günü ise 8.5 büyüklüğündeki depremle yüz yüze geldik. Kapının kolunun kırılmasıyla dışarıyla çıkamadık. O sırada elektrikler de kesildi ve zor da olsa kapıyı açarak dışarı çıkmayı başardık. Merdivenlere doğru yürüttü babam bizleri ancak, düşecek gibi oluyorduk merdivenlerden. Babamın bize desteği sayesinde merdivenlerden düşmeden inebildik. Apartmandan dışarı çıktığımızda apartmanın dış duvarlarının kırıldığını ve yer yer düştüğünü gördük. Evimizin, yuvamızın böyle parça parça dökülüp yıkılarak yok olduğunu görmek, çok kötüydü; kendimi o an çıplak hissettim ve bu duyguyla daha da üşüdüm. Bu acılar sonrasında İstanbul’a gittik. Bir haftamızı orada geçirdikten sonra Ankara’ya gelerek bir ev kiraladık. Şu an, tuttuğumuz evde iki aile yaşıyoruz. Yaşamış olduğumuz bu hayati anların ardından yeni bir yerde yeni bir hayata başlamanın mutluluğunu yaşarken bize kucak açan herkese özellikle benimle birlikte Van ‘dan gelen bazı arkadaşlarımı Gülen Muharrem Pakoğlu İÖO’na alan Okul Müdürümüz Sayın Bahri Yıldızbaş’a sonsuz teşekkürler. Ayrıca duygularımı sizle paylaşmamda etkisi olan Zeynep Yücedağ’a da çok teşekkür ederim.

Biz de sevgili Eda ATEŞ’e duygularını bizlerle paylaştığı için teşekkür ederiz.
 


SİGARANIN ZARARLARI

Kültür Sanat Komisyonu Üyesi DİLARA GÜLER’in, Hiç Sigara İçmemiş Bir Kişiyle gerçekleştirdiği söyleşi:

S.1: Şu an sigara kullanmıyorsunuz ama hayatınızda hiç sigara içtiniz mi? Denemek istemiş miydiniz?
Cevap: Hayır hiç içmedim ve denemek de istemiyorum.
S.2: Peki hiç sigara içmemek size ne gibi olumluluklar kattı?
Cevap: Sigarayla birlikte gelen tüm hastalıklardan, zararlardan korunmuş oluyorum ve param da cebimde kalıyor.
S.3: Sigara içmeme kararını almanızdaki sebep ya da sebepler nedir?
Cevap: Hem kendime hem çevreme zarar vermek istemiyordum.
S.4: Açık alanda sigara içilmesi sizce kötü bir şey mi?
Cevap: Sigara içmek her halükarda kötü bir şey ve ben de özellikle, her içmeyen kişi gibi çok rahatsız oluyorum.
S.5: Sigara içmekle ilgili teşvik edildiniz mi hiç?
Cevap: Evet tabi ki. Ama sanırım irademin etkisi büyük içmemem konusunda
S.6: Kendinizi sigara içen birinin yerine koymanızı istesem neler hissedersiniz ?
Cevap: Sağlıksız ve rahatsız hissederim sanırım.
S.7: Yakınlarınızdan sigara kullanan var mı? Varsa onlar içerken rahatsız oluyor musunuz?
Cevap: Arkadaşlarımdan içenler var elbette.Onlar içerken rahatsız olmamak ta mümkün değil ama umuyorum onlar da bir gün sigara ile yollarını ayıracaklar.
S.8: Sigara kullanan kişilere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Cevap: Bu kişiler maalesef çevrelerine de ama özellikle kendilerine çok çok zarar veriyorlar. Özellikle teknolojinin bu kadar içinde ve her şeyin bu kadar farkında olunduğu, bilindiği şu dönemde insanların kendi kendilerine bu şekilde zarar vermelerini hiç mantıklı bulmuyorum tabi. Ve önce sağlık diye düşünmelerini, en kısa zamanda sigarayı bırakmalarını ya da bırakmak için destek almalarını tavsiye ediyorum.

Biz de size, sigara içmediğiniz, bu kötü alışkanlığa hiç başlamadığınız, biz çocuklara ve çevrenize örnek olduğunuz için teşekkür ederiz.


***

SİGARA’NIN ZARARLARI İLE İLGİLİ KISA RÖPORTAJLAR

Sigaranın zararlarının farkında olan biz bilinçli çocuklar, çevremizde sigara içen büyüklerimizle gerçekleştirdiğimiz söyleşilerle hem onlara sigaranın zararlarını bir kez daha fark ettirmek hem de bizim daha çok bilinçlenmemizi amaçladık.
Bu söyleşilerimizi sizlerle de paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz:

SİGARAYI BIRAKMIŞ bir kişi ile Dilara ULUBAY’ın gerçekleştirdiği söyleşi

S.1. Sigaraya neden başladınız?
Cevap : Çevremdeki sigara içen kişilerden etkilendim
S.2. Sigara içerken neler hissettiniz?
Cevap : Çok kötü bir alışkanlık olduğunu biliyordum fakat bağımlılık yaptığı için bırakmak zor oldu.
S.3. Sigarayı bırakmaya nasıl karar verdiniz?
Cevap : İleride geri dönüşü olmayan büyük hasarlar oluşturabileceği düşüncesiyle karar verdim.
S.4. Sigarayı bırakınca neler hissettiniz?
Cevap : Çok daha sağlıklı yaşamaya başladım.
S.5. Sigara içtiğiniz ve içmediğiniz dönemlerde ne gibi farklılıklar yaşadınız?
Cevap : Sigara içtiğim dönemde hayatımdaki çoğu işi zorlanarak yapıyordum, oysa şimdi öyle değil. Şu an her şekilde tüm hareketlerimde bir rahatlama oldu ve kendimi kesinlikle çok daha zinde hissediyorum.

HİÇ SİGARA İÇMEMİŞ Bir Kişi ile Dilara Ulubay’ın gerçekleştirdiği söyleşi:

S.1. Neden sigarayı hiç tercih etmediniz?
Cevap: Çok kötü bir alışkanlık olduğunu ve sağlığa gerçekten çok fazla zarar verdiğini bildiğim ve düşündüğüm için.
S.2. Çevrenizde hiç sigara içen var mıydı?
Cevap: Evet, oldukça fazla.
S.3. Çevrenizdeki sigara içenler sizi hiç içmeye teşvik etmediler mi?
Cevap: Evet maalesef ettiler. Ama ben bu teşviklere uymadım.
S.4. Sigara içenler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Sağlıklarına önem vermediklerini ve çok büyük bir yanlışlık yaptıklarını düşünüyorum.
S.5. Sigarayı tüketenler ile kendiniz aranızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?
Cevap: Her şeyden önce kendimi çok daha sağlıklı, çok daha güçlü hissediyorum ve sigara alışkanlığı olan kişilere göre, çok daha dinç olduğumu düşünüyorum.
Sizi hem kendi hem de çevrenizdekilerin sağlığını düşünerek bu kötü alışkanlığı edinmediğiniz için tebrik ediyoruz. Teşekkürler

 

Ben ALPEREN GÜNEŞ

Ben Alperen GÜNEŞ. Spor Komisyonu üyesiyim. Bu sene Çocuk Meclisi’nde ikinci senem. Ben, Judo kursuna gidiyorum. Judo çıplak elle ve ayakla yapılan bir savaş sanatıdır. Judoda yenmek için sayılar vardır; bunlar Yuko wazari ve İppon’dur. En yüksek puan Ippon’dur, sonra sırasıyla wazari ve yuko gelir. Şido ise ceza demektir. Dört Şido alındığında diskalifiye ( hasakomake ) olunur. Bu hafta, Trabzon’da gerçekleştirilen müsabakalara katılmak üzere Trabzon’dayım. Umarım iyi sonuçlarla dönerim Ankara’ya. Ben Ankara Büyükşehir Belediyesi Kulübünde’yim ve hocam İbrahim DEMİR. Bizler müsabakalara kilolara göre çıkarız. Ben 38 ve 42 kilolarda çıktım yarışlara. İKİ tane bronz madalyam var. Son maçım, Türkiye seçmelerinde idi ve burada üçüncülük alarak Trabzon’daki müsabakalara katılma hakkı elde ettim. Bugüne dek pek çok yarışmaya katıldım. İller arası müsabakalara katıldım, üç maç yaptım, bir kez de bir Azarbeycan’lı sporcuyla karşılaşarak yendim; diğer iki maçı ise kaybettim. Bu yarışmalar dışında zaman zaman çeşitli gösterilere de katılıyoruz. Judo’yu çok seviyorum ve çocuklar için çok yararlı bir spor olduğuna inanıyorum

Alperen GÜNEŞ
 
 


HAYATA DAİR

Biz çocukların pek çoğu kar dışında kışın pek güzel bir mevsim olduğunu düşünmezler. Tıpkı büyüklerin de çoğu gibi… Aslında kış, kimilerine mutluluk, kimilerine acı, kimilerine hüzünle birlikte geliyor. Biz çocukları ele alalım. Kış mevsiminde en çok karı seviyoruz, hatta bayılıyoruz. Kar topları, sevinç çığlıkları havada uçuşuyor. Ama tüm çocuklar karı sevinçle karşılayamıyor. Sokakta yaşayan, kalacak bir yeri olmayan o minik avuçlar ürperiyor karı gördüğünde. Büyüklere baktığımızda, içindeki çocuk ruhu ortaya çıkmış, birbirlerine kartopu atan büyükleri mi sorarsın, yoksa sokakta yatmak zorunda olan kişiler mi ? Ya da evinde oturmuş emekli maaşı ile geçinmeye çalışan, soğuktan üstüne birkaç battaniye örten büyüklerimizi mi? Aslında hepimiz yoğun bir temponun içinde savrulup giderken burnumuzun dibinde olup bitenlerin farkına bile varamıyoruz. Hayvanlara baktığımızda ise, açlıktan birine sesini duyurmaya çalışan, miyavlayan, havlayan, üşüyen, sığınacak bir yer arayan sokak hayvanlarını da görmeden, bakmadan yanlarından geçip gidiyoruz. Sokak hayvanları bizden çok şey mi bekliyorlar? Tabi ki hayır. Sadece soframızdan kalan kırıntıları onlar için ayırsak yeter aslında. Aslında hayatta pek çok şeye bakıyor, görmüyor, göremiyoruz. İşte böyle. Karlar düşerken gökten yere, soğuk yerleşirken yeryüzüne, kimilerinin yüreğine mutluluk, kimilerine umutsuzluk, kimilerine çaresizlik, kimilerine de heyecan yerleşiyor. Bu duyguların ve düşüncelerin arasında hayat hızlıca akmaya devam ediyor.

Umut BAYRAKTAR
17. Dönem Başkanı
 


BİZLERİN DE HAKKI VAR

Bir varmış bir yokmuş, çocukların haklarının olmadığı bir ülke varmış. Okula çok az çocuk gidiyormuş. Bir sınıfın mevcudu 10’u geçmiyormuş. Bu ülkede Güleryüz adında bir kız varmış. O da okula gitmiyormuş ama en iyi arkadaşı Baldudak’tan her şeyi öğreniyormuş. Güleryüz’ün annesi, babası yokmuş. Ablası Tatlışeker ile yaşıyormuş. İkisi de çalışıyormuş ama çok zor şartlarda çalışıyorlarmış. Ülkeleri başka bir ülke ile savaşıyormuş. Söylentiye göre eski kral vasiyetnamesini yazarken küçük kızına hiçbir şey bırakmamış. Kızı kendi ülkesini kurmuş ve babasının ülkesini yok etmek için savaşmış. Güleryüz’ün en iyi diğer arkadaşı Kıymık savaşta, Ablası da erken yaşta, 19 yaşında ölmüş.  Güleryüz yıllar sonra bir ülkenin prensi ile evlenmiş, ülkelerinde her zaman çocukları korumuş.

İrem MURTEZAOĞLU
Eğitim Kom.
 


FLAPJACK’İ TANIYOR MUSUNUZ ?

Flapjack, Bubbie adında, konuşan bir balinanın büyüttüğü iyi bir çocuktur. Heyecanlı, macera seven bu çocuk, Bubbie tarafından bulunmuş, büyütülmüştür. Flapjack çok saf ve olup biten tehlikelerden habersiz bir çocuktur; tehlikeli durumlara kolayca yakalanmaktadır. Son derece arkadaş canlısıdır Flapjack. Biri dostluğuna cevap vermezse çok üzülür. Kaptan Yosun’un macera öykülerinden büyülenmiştir ve sadece Yosun’u rol model alarak gerçek bir maceracı olmak istemektedir. Flapjack, fırtına limanındaki herkesin bir dostu olduğuna inanır ve herkesi çeşitli adlarla çağırır ve hakaretleri övgü sanır. Onun sloganı “Maceracı”dır. Maceracı olmak için her şeyi yapar, öyle ki koca bir gemiyi kendi başına temizlediğine tanık oldum. Flabjack’in Türkçe karşılığı kek veya börektir. Çizgi filmde ona kulakjack ve börek dendiğini duydum. Onun en büyük hayali limonata denizindeki lolipop ağaçlarıyla süslü şeker adasına gitmektir. İlginç olan şey ise bir balinanın içinde yaşıyor olmalarıdır. Bubbie, Flapjack’i çok sever, onun için her tür iyiliği yapar. Tatlı fıçı (şeker dükkanı)’ dan şeker yemek için her şeyi yapar. Bubbie’nin dilinin farklı yerleri, farklı odalardır. Flapjack ve Yosun bütün organları gezerler ve onlara takma adlar takarlar. Bu macera sever küçüğün çizgi filmi 2009 yılında Çocuklar İçin En İyi Televizyon Animasyon’u ödülünü almıştır. Yaratıcısı da, karikatürist Thurop Van-Orman. Herkesin izlemesini tavsiye ediyorum.

Dilara Güler
17.Dönem Kültür Sanat Komisyonu